Türk ağaç işleme makine sektöründen kontrollü daralma ve güçlü denge
Türk ağaç işleme makine sektöründen kontrollü daralma ve güçlü denge
- Nisan 13, 2026
2026 yılının ilk iki ayında Türk ağaç işleme makine sektörü, ihracat ve ithalatta sınırlı gerilemeye rağmen dış ticaret dengesini güçlendirdi. İthalattaki daha hızlı düşüşle birlikte sektör 2,9 milyon dolar fazla verirken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 119’a yükseldi.
2026 yılının ilk iki ayında Türk ağaç işleme makine sektörü, dış ticarette daha dengeli ve kontrollü bir görünüm ortaya koydu. AİMSAD Intelligence tarafından oluşturulan verilere göre; Ocak-Şubat döneminde ihracat 18,6 milyon dolar, ithalat ise 15,7 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece sektör, 2,9 milyon dolarlık dış ticaret fazlası verirken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 119 seviyesine ulaştı.
2025 yılının aynı döneminde ise ihracat 22,1 milyon dolar, ithalat 20,6 milyon dolar seviyesindeydi. Bu tabloya göre 2026’da hem ihracat hem de ithalat tarafında sınırlı bir gerileme yaşanırken, ithalattaki daha belirgin düşüş dış ticaret dengesini güçlendirdi.
İhracatta lider ülkeler değişti
2026’nın ilk iki ayında 1,4 milyon dolar ile Polonya en fazla ihracat yapılan ülke olurken, onu 1,2 milyon dolar ile Suriye ve 1,1 milyon dolar ile Bulgaristan takip etti. Bu dönemde yakın coğrafya ve Avrupa pazarlarının ağırlığı daha da belirgin hale geldi. 2025’in aynı döneminde ise 1,46 milyon dolar ile Rusya Federasyonu ilk sırada yer alırken, 1,26 milyon dolar ile Kosova ve 1,12 milyon dolar ile Suudi Arabistan öne çıkan diğer pazarlar olmuştu. Bu değişim, sektörün ihracat yöneliminde kısmi bir eksen kaymasına işaret etti..
İthalatta Çin öne çıktı
İthalat tarafında 2026 yılında 6,6 milyon dolar ile Çin ilk sırada yer alırken, 5,3 milyon dolar ile İtalya ve 2,6 milyon dolar ile Almanya onu izledi. 2025’in ilk iki ayında ise 9,9 milyon dolar ile Almanya açık ara lider konumdaydı. Çin ve İtalya ise onu takip eden diğer önemli tedarikçilerdi. 2026 verileri, Çin’in ithalattaki ağırlığını artırdığını gösterirken, Avrupa ülkelerinin teknoloji odaklı ürünlerdeki konumunu koruduğunu ortaya koydu.